Hükmün açıklanmasının geri bırakılması HAGB kavramını ve AYM'nin iptal kararını sembolize eden adalet terazisi ve kum saati illüstrasyonu

HAGB Nedir? Şartları, İtiraz Yolu ve Güncel Durum

İçindekiler

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kısaca HAGB, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen bir ceza bireyselleştirme kurumu. Mahkeme, sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kuruyor ama bu hükmü açıklamayı geri bırakıyor; sanık kanunda öngörülen denetim süresini ihlalsiz geçirirse, hüküm hiçbir zaman hukuki sonuç doğurmuyor ve dava düşüyor. Bu yazıda HAGB’nin şartlarını, hangi suçlarda uygulanamayacağını, denetim sürecini ve itiraz yolunu CMK m.231’in her fıkrasını tek tek ele alarak bulacaksınız.

Güncel Gelişme: HAGB’yi Düzenleyen Fıkraların Çoğu AYM Tarafından İptal Edildi. Yürürlükten Kalkmasına 30 Eylül 2026’da Sadece Günler Kaldı Son Güncelleme: 21 Eylül 2026

Ama şu anda internette HAGB’yi anlatan hemen hiçbir kaynak, üzerinde durduğu zeminin 12 gün içinde çökeceğini söylemiyor: Anayasa Mahkemesi, HAGB’yi düzenleyen 231. maddedeki on dört fıkradan onunu iptal etti ve bu iptalin yürürlüğe girmesi için tanınan dokuz aylık süre, 30 Eylül 2026‘da doluyor. Bu yazıda, CMK m.231’in her fıkrasını hem “bugün ne diyor” hem “AYM kararıyla ne oluyor” sorularını birlikte cevaplayarak, Anayasa Mahkemesi’nin kararının resmî gerekçesini, davanın kim tarafından ve hangi iddialarla açıldığını, 2023’teki daha önceki bir iptalle bağlantısını ve 30 Eylül sonrasında karşımıza çıkabilecek senaryoları, doğrudan resmî kaynaklara dayanarak bulacaksınız.

Karıştırılmaması gereken önemli nokta: HAGB’nin kendisi henüz kaldırılmadı; şu an geçerli olan kanun hükümleri hâlâ yürürlükte ve mahkemeler hâlâ HAGB kararı veriyor. İptal edilen, bu kurumu düzenleyen hükümlerin belirli bir tarihten sonra artık yasal dayanağının kalmayacak olması.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Nedir?

HAGB, Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 231. maddesinde düzenlenen bir ceza bireyselleştirme kurumu. Mahkeme, yaptığı yargılama sonunda sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kuruyor, ama bu hükmü açıklamayı geri bırakıyor. Sanık, kanunda öngörülen denetim süresini ihlalsiz geçirirse, kurulan hüküm hiçbir zaman hukuki sonuç doğurmuyor ve dava düşüyor; bu durum kişinin genel adli sicil (sabıka) kaydına da işlemiyor.

HAGB’yi diğer bireyselleştirme kurumlarından (erteleme, seçenek yaptırımlara çevirme gibi) ayıran temel fark şu: onlarda mahkeme kararı, kurulduğu anda hukuki sonuç doğurmaya başlıyor. HAGB’de ise ortada, sanık hakkında hukuki sonuç doğuracak şekilde açıklanmış bir mahkeme hükmü yok; mahkeme kararını vermiş, ama bunu hukuk düzeninde sonuç doğuracak şekilde henüz açıklamamış, açıklamayı geri bırakmış durumda.

HAGB’nin arkasındaki düşünce, ilk kez veya hafif bir suç işleyen kişiye topluma yeniden kazanılma şansı vermek. Kişi belirlenen süre boyunca kurallara uyarsa, üzerine bir mahkûmiyet damgası hiç vurulmamış gibi hayatına devam edebiliyor. Ama bu esneklik, aynı zamanda HAGB’nin en çok tartışılan yanı; ilerleyen bölümlerde göreceğiniz gibi, Anayasa Mahkemesi’nin son iptal kararının temel gerekçesi de tam olarak bu noktaya, kurumun bazı özel suç gruplarında istismar edilebilme riskine dayanıyor.

HAGB’nin Temel Şartları

CMK m.231’in ilk dört fıkrası, HAGB’nin temel şartlarını düzenliyor ve bu fıkralar AYM’nin iptal kararının kapsamı dışında, yani hâlâ tam anlamıyla yürürlükte ve tartışmasız. Hâkim, aşağıdaki şartların tümü aynı anda gerçekleşmeden HAGB kararı verme yetkisine sahip değil.

Ceza Sınırı

HAGB kararı verilebilmesi için mahkemenin hükmettiği cezanın hapis cezası olması hâlinde, bu cezanın 2 yıl veya daha az süreli olması gerekiyor. Bu sınır, 18 yaşından küçük sanıklar için de aynı şekilde 2 yıl olarak uygulanıyor; yaşın küçük olması ayrıca bir avantaj sağlamıyor.

Kanun burada suçun kasten veya taksirle işlenmiş olmasına bakmıyor; belirleyici olan tek ölçü, hükmedilen cezanın süresi. Bu yüzden örneğin kasten yaralama, taksirle yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık, hakaret, tehdit, mala zarar verme gibi suçlarda hükmedilen hapis cezası bu süre sınırını karşılıyorsa, diğer şartlar da varsa HAGB kararı verilebiliyor.

Adli Para Cezasında Durum

Adli para cezası, doğrudan verilebileceği gibi bir hapis cezasından da çevrilebilen bir yaptırım türü. Burada kritik bir ayrım var: mahkeme sanığa doğrudan adli para cezası vermişse, bu ceza hakkında HAGB kararı verilebiliyor. Ama mahkeme önce bir hapis cezasına hükmedip, sonradan bu cezayı adli para cezasına çevirmişse, artık bu çevrilmiş ceza için HAGB kararı verilmesi mümkün değil.

Somut bir örnekle: hakaret suçunda mahkeme sanığa 3 ay ile 2 yıl arası hapis cezası veya adli para cezası verme seçeneğine sahip. Mahkeme doğrudan adli para cezası verirse, bu ceza HAGB’ye konu olabilir. Ama önce 4 aylık bir hapis cezası belirleyip bunu sonradan adli para cezasına çevirirse, bu para cezası için artık HAGB kararı verilemez.

Sanığın Sabıka Durumu

Sanığın, hükmün verildiği tarihten önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması gerekiyor. Burada bakılan, sanığın geçmişte kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş bir mahkûmiyeti olup olmadığı; taksirli suçlardan alınan mahkûmiyetler bu şartın değerlendirilmesinde engel oluşturmuyor.

Zararın Giderilmesi

Suç, mağdura veya kamuya bir zarar vermişse, bu zararın sanık tarafından aynen geri verme, tazmin etme veya benzer bir şekilde tamamen giderilmiş olması gerekiyor.

Sanığın Açık Kabulü

HAGB, sanığın rızası dışında dayatılan bir kurum değil. Sanığın, mahkemede kendisine HAGB uygulanmasını açıkça kabul etmesi gerekiyor. Sanık bu uygulamayı kabul etmezse, mahkeme diğer şartlar tamamen sağlanmış olsa bile HAGB kararı veremiyor; bu durumda yargılama, normal mahkûmiyet hükmü ve buna bağlı istinaf yolu üzerinden ilerliyor.

Hâkimin Kanaati

Son ve en sübjektif şart, hâkimin sanığın kişilik özelliklerini ve duruşmadaki tutumunu değerlendirerek, sanığın yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu bir kanaate ulaşmış olması. Bu şart, tamamen hâkimin takdirine bırakılmış bireysel bir değerlendirme; aynı suçtan aynı ceza miktarıyla yargılanan iki farklı sanık, bu kanaate bağlı olarak farklı sonuçlarla karşılaşabiliyor.

HAGB Kararı Verilemeyecek Suçlar ve Durumlar

Kanun, bazı suç tiplerini ve özel durumları HAGB kapsamının dışında bırakmış:

  • Karşılıksız çek keşide etme suçu — çek mağduriyetlerinin yaygınlığı nedeniyle özel olarak istisna tutulmuş.
  • İmar kirliliğine neden olma suçu.
  • Disiplin veya tazyik hapsi gerektiren fiiller — örneğin nafaka borcunun ödenmemesi nedeniyle hükmedilen tazyik hapsi veya duruşma disiplinine aykırılık nedeniyle hükmedilen disiplin hapsi, HAGB kapsamına girmiyor.
  • 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu kapsamındaki disiplin suçları — ceza miktarı ne olursa olsun HAGB kararı verilemiyor. Bu suç 26 Şubat 2008’den önce işlenmişse, geçiş hükmü nedeniyle HAGB uygulanabiliyor.
  • Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar — bu istisna şu an yürürlükte, ama aşağıda göreceğiniz gibi bu istisnayı düzenleyen fıkra da AYM’nin iptal kapsamına giriyor.

Beklenmedik bir istisna da var: terör suçları, HAGB’ye genel olarak kapalı sanılsa da, 6352 sayılı Kanun’la 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na getirilen bir değişiklikle örgüt üyeliği, örgüte yardım etme, propaganda gibi bazı suçlar bakımından HAGB hükümleri diğer şartlar sağlandığında uygulanabiliyor.

HAGB Süreci Mahkemede Nasıl İşler?

Yargılama sonunda mahkeme, sanığın cezai sorumluluğunun bulunduğuna karar verirse, önce yukarıdaki şartların tamamının oluşup oluşmadığını inceliyor. Şartlar tamamsa, mahkeme sanığa HAGB uygulanmasını isteyip istemediğini soruyor. Sanık kabul ederse, mahkeme kararını “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” şeklinde veriyor ve sanığı 231. maddede öngörülen denetim süresine tabi tutuyor. Sanık kabul etmezse, mahkeme normal mahkûmiyet hükmünü açıklıyor ve bu karara karşı istinaf yolu açık oluyor.

Şartlar Varken Sanık HAGB’yi Neden Kabul Etmeyebilir?

Bu, ilk bakışta akla gelmeyen ama pratikte gerçekten yaşanan bir durum. Bir sanık, HAGB’nin tüm şartlarını taşısa bile bunu kabul etmek istemeyebilir; çünkü HAGB kararını kabul etmek, beş yıllık bir denetim süresine girmek anlamına geliyor ve bu süre içinde herhangi bir kasıtlı suç (küçük bir trafik suçu dahi olsa) daha önce açıklanmamış hükmün açıklanmasına yol açabiliyor. Bazı sanıklar ve avukatları, suçun niteliğine ve mahkûmiyetin sonuçlarına göre, doğrudan mahkûmiyet hükmünü kabul edip istinaf yoluyla üst mahkemede beraat veya daha lehe bir sonuç almayı tercih edebiliyor. Bu tercih, tamamen dosyaya özgü bir strateji meselesi ve bu yüzden bir ceza hukuku avukatıyla birlikte değerlendirilmesi önemli.

Örnek Senaryolarla HAGB’nin İşleyişi

Aşağıdaki üç örnek, tamamen varsayımsaldır ve HAGB’nin mekaniğini somutlaştırmak amacıyla kurgulanmıştır; gerçek bir dosyayı temsil etmez.

Örnek 1 — Basit bir hakaret suçu: Bir kişi, sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakaret suçundan yargılanıyor ve mahkeme 3 ay hapis cezasına hükmediyor. Sanığın sabıkası yok, mağdurla anlaşmışlar ve sanık HAGB’yi kabul ediyor. Mahkeme HAGB kararı veriyor, sanık 5 yıl denetime giriyor. Bu süre boyunca kasıtlı bir suç işlemezse, dosya kendiliğinden düşüyor.

Örnek 2 — Zararın derhal giderilemediği bir dolandırıcılık suçu: Sanık, dolandırıcılık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası alıyor ama mağdurun zararını hemen ödeyecek mali durumu yok. Mahkeme, zararın denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesi şartıyla HAGB kararı verebiliyor. Sanık taksitleri düzenli öderse ve başka bir suç işlemezse, süre sonunda dava düşüyor; taksitleri ödemezse mahkeme hükmü açıklayabiliyor.

Örnek 3 — Denetim süresinde yeni suç işlenmesi: Sanık, taksirle yaralama suçundan HAGB kararı aldıktan 2 yıl sonra, kasıtlı bir suç (örneğin tehdit) işliyor. Bu durumda mahkeme, daha önce açıklanması geri bırakılan taksirle yaralama hükmünü açıklıyor; sanık artık bu suçtan da mahkûm sayılıyor ve iki dosya birbirinden bağımsız olarak yürüyor.


CMK 231’in İptal Edilen Fıkraları: Madde Madde

Bu bölüm, makalenin ve muhtemelen internetteki hiçbir başka kaynağın sunmadığı bir yapı sunuyor: Anayasa Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla iptal edilen (5) ile (14) arası fıkraların her birini, hem bugünkü içerikleriyle hem de bu iptal kararı karşısındaki durumlarıyla tek tek ele alıyoruz.

CMK m.231/5: Tanım Cümlesi ve Müsadere İstisnası

Bu fıkranın birinci cümlesi, HAGB’nin özünü tanımlıyor: kurulan hükmün, müsadereye ilişkin hükümler hariç, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağını belirtiyor. Bu cümle, HAGB’nin “hüküm var ama sonuç doğurmuyor” mantığının kanuni temeli.

Fıkranın üçüncü cümlesi ise, HAGB kararı verildiği durumlarda, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağını tekrar netleştiriyor ve müsadere kararının kesinleşmeyle birlikte infaz edilebileceğini, müsadereye konu eşya, maddi menfaat veya ekonomik kazancın kamuya geçirileceğini düzenliyor.

AYM kararı ne diyor: Fıkranın birinci cümlesi, doğrudan ve bağımsız olarak Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bulunarak iptal edildi. Üçüncü cümledeki müsadere istisnası ise, birinci cümlenin gitmesiyle uygulanma imkânı kalmadığı için, ayrıca bir inceleme yapılmaksızın bağlı kural olarak iptal edildi. Bu, kararın hüküm fıkrasının en dikkat çekici kısmı; çünkü kamuoyunda “sadece bir hüküm iptal oldu” denilen şey, gerçekte tüm bu fıkranın kendisi.

CMK m.231/6-7: Sanığa İlişkin Değerlendirme ve Erteleme Yasağı

(6) numaralı fıkra, HAGB’ye karar verilebilmesi için hâkimin neye bakması gerektiğini düzenliyor: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şeklindeki objektif şartlarla birlikte, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması.

(7) numaralı fıkra ise, HAGB kararı verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezasının ertelenemeyeceğini ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğini öngörüyor. Bu, önemli bir teknik detay: HAGB ile erteleme aynı anda uygulanamaz; hâkim ikisinden birini seçmek zorunda.

AYM kararı ne diyor: Her iki fıkra da, (5) numaralı fıkranın birinci cümlesinin iptal edilmesiyle birlikte fiilen dayanaksız kaldığı için, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince bağlı kural olarak iptal edildi. Bu fıkraların kendi içeriği (sanığın sabıkasız olması, erteleme yasağı) AYM tarafından ayrıca ve bağımsız olarak sorunlu bulunmadı.

CMK m.231/8: Denetim Süresi, Tekrar Suç İşleme ve Denetimli Serbestlik Tedbiri

Bu, HAGB’nin en işlevsel fıkralarından biri. Birinci cümle, HAGB kararından sonra sanığın beş yıl süreyle denetime tabi tutulacağını düzenliyor. İkinci cümle, bu denetim süresi içinde sanık hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemeyeceğini belirtiyor.

Üçüncü cümle, fıkranın en ayrıntılı kısmı: denetim süresi içinde, bir yıldan fazla olmamak üzere yargılamayı yapan hâkimin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde bu yönde bir eğitim programına devam etmesine, meslek veya sanat sahibi olması durumunda kamu kurumunda ya da özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına veya takdir edilecek başka yükümlülükleri yerine getirmesine karar verilebiliyor. Dördüncü cümle ise, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağını hükme bağlıyor.

AYM kararı ne diyor: Fıkranın tamamı, (5) numaralı fıkranın birinci cümlesine bağlı olarak, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptal edildi. Yine burada da AYM, denetim süresinin beş yıl olmasını veya denetimli serbestlik tedbirlerinin içeriğini kendi başına sorunlu bulmadı; iptal, tamamen dayanak hükmün ortadan kalkmasının otomatik sonucu.

CMK m.231/9: Zararın Denetim Süresinde Taksitle Giderilmesi

Bu fıkra, mağdura veya kamuya verilen zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşulu sanık tarafından derhâl yerine getirilemediği takdirde, sanık hakkında denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödenmesi şartıyla da HAGB kararı verilebilmesine imkân tanıyor.

AYM kararı ne diyor: Aynı gerekçeyle, bağlı kural olarak iptal edildi.

CMK m.231/10: Denetim Süresinin Başarıyla Tamamlanması ve Düşme Kararı

Bu fıkra uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar veriliyor. Bu, HAGB’nin “başarı senaryosu”; sanık beş yılı temiz geçirirse, üzerindeki dosya resmen ortadan kalkıyor.

AYM kararı ne diyor: Bağlı kural olarak iptal edildi.

CMK m.231/11: Yükümlülük İhlali ve Hükmün Açıklanması

Bu fıkranın birinci cümlesi, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde, mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağını düzenliyor. Bu, HAGB’nin “başarısızlık senaryosu.”

İkinci cümle, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında mahkemenin, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabileceğini öngörüyor; yani ihlal her zaman cezanın tamamının infazı anlamına gelmiyor, hâkimin burada da bir esnekliği var. Üçüncü cümle, bu şekilde açıklanan veya yeniden kurulan hükme karşı itiraz yoluna başvurulabileceğini düzenliyor. Dördüncü cümle ise, itiraz merciinin incelemesinin kapsamına ilişkin ek bir kural içeriyor.

AYM kararı ne diyor: Fıkranın birinci ve ikinci cümlesi (yükümlülük ihlali sonuçları), (5) numaralı fıkraya bağlı olarak doğrudan iptal edildi. Üçüncü cümledeki itiraz ibaresi ve dördüncü cümle ise, birinci cümlenin (5. fıkranın) gitmesiyle uygulanma imkânı kalmadığı için ayrıca incelenmeksizin iptal kapsamına girdi. Yani itiraz yolunun kapatılması, AYM’nin “itiraz yetersiz, istinaf gerekir” şeklinde bağımsız bir tespiti değil, üst yapının çökmesinin otomatik sonucu.

“HAGB Kararına Uyulmaması Nedeniyle Açılış” Ne Demek?

Bu ifade, mahkeme kayıtlarında ve HAGB’ye ilişkin dosyalarda sıkça karşılaşılan, ama tam olarak anlaşılmayan bir kalıp. Anlamı şu: sanık HAGB kararını aldıktan sonra, denetim süresi içinde ya kasıtlı yeni bir suç işlemiş ya da mahkemenin belirlediği yükümlülüklere (eğitim programına devam etme, belli yerlere gitmekten yasaklanma, belirlenen kurumda çalıştırılma gibi) uymamış demektir. Bu durumda dosya “açılıyor”; yani daha önce açıklanması geri bırakılan hüküm, mahkeme tarafından açıklanıyor ve sanık artık bu suçtan mahkûm sayılıyor.

Bu noktada karıştırılan bir başka detay var: hükmün açıklanması, otomatik olarak cezanın tamamının infazı anlamına gelmiyor. Yukarıda gördüğünüz gibi, kanun mahkemeye burada da bir esneklik tanımış: hâkim, yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanık hakkında cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da şartları varsa hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebiliyor. Yani “açılış” kelimesi bazen “artık her şey bitti, tam ceza infaz edilecek” gibi algılansa da, gerçekte mahkemenin elinde hâlâ bir takdir payı bulunuyor.

Kendi İnfaz Tarihinizi Hesaplayın
Güncel oranlarla koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihinizi anında görün.
Hesaplama Aracına Git →

CMK m.231/12: İtiraz, İstinaf ve Temyiz Mekanizması

Bu fıkra, HAGB kararlarına karşı başvuru yollarının sınırlarını çiziyor. Birinci cümle, CMK’nın 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen durumlar dışında HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulamayacağını düzenliyor. Başka bir ifadeyle, hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen on beş bin Türk lirası dahil, bu miktara kadar olan adli para cezalarına ilişkin HAGB kararları kesin nitelikte, yani itiraza bile konu olmuyor.

İkinci cümle, bölge adliye mahkemeleri tarafından verilecek kararlar hakkında 272. maddede düzenlenen temyiz kanun yoluna gidilebileceğini belirtiyor. Üçüncü cümle, HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde, 272. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla temyiz kanun yoluna gidilebileceğini düzenliyor. Dördüncü (son) cümle ise, istinaf ve temyiz kanun yollarında HAGB kararının usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden inceleneceğini hükme bağlıyor.

AYM kararı ne diyor: Bu fıkranın tamamı, (5) numaralı fıkraya bağlı olarak iptal edildi.

İtiraz Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Mevcut süreç hâlâ yürürlükte olduğundan, bugün itibarıyla bir HAGB kararına itiraz etmek isteyen kişilerin genel olarak dikkat etmesi gereken noktaları özetleyelim. Bu bilgiler genel bir yönlendirme niteliğindedir; dosyaya özgü stratejinin bir ceza hukuku avukatıyla birlikte belirlenmesi gerekir.

  • Süre: İtiraz, kararın öğrenilmesinden veya tebliğinden itibaren kanunda belirtilen süre içinde yapılmalı; bu süre kaçırıldığında itiraz hakkı kural olarak kaybediliyor.
  • Merci: İtiraz, kararı veren mahkemenin bağlı olduğu itiraz merciine (genellikle bir üst dereceli ceza mahkemesine) yöneltiliyor.
  • Dilekçenin içeriği: Dilekçede, itiraz edilen kararın hangi noktalarının hukuka aykırı olduğu somut biçimde belirtilmeli; sadece “kararı kabul etmiyorum” gibi genel bir ifade yeterli olmuyor.
  • Kesinlik istisnasını kontrol edin: Yukarıda belirttiğimiz gibi, on beş bin Türk lirasına kadar olan adli para cezalarına ilişkin HAGB kararları kesin nitelikte; bu durumda itiraz yolu zaten kapalı.

CMK m.231/13: HAGB Kararlarının Kaydedildiği Özel Sistem

Bu fıkra, HAGB kararının bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceğini ve bu kayıtların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, kanunda belirtilen amaç için kullanılabileceğini düzenliyor. Bu, HAGB’nin genel adli sicilden neden ayrı tutulduğunun kanuni temeli.

AYM kararı ne diyor: Bağlı kural olarak iptal edildi.

CMK m.231/14: İnkılap Kanunlarındaki Suçlara İlişkin İstisna

Bu fıkra, Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak HAGB’ye karar verilemeyeceğini belirtiyor.

AYM kararı ne diyor: Burada özellikle dikkatli olunması gereken bir nokta var. Bu fıkra, HAGB’yi sınırlayan bir istisna hükmü olsa da, kararın hüküm fıkrasında (6) ile (14) arası tüm fıkralar bağlı kural kapsamında iptal edilenler arasında sayılıyor; yani (14) numaralı fıkra da bu listede. Bu, kamuoyunda en çok atlanan noktalardan biri: inkılap kanunları istisnasının kanuni dayanağı da 30 Eylül 2026’dan sonra ortadan kalkacak. Bu durumun pratik anlamı, yeni bir düzenleme yapılmadığı takdirde, bu suçlar için HAGB’yi engelleyen açık bir yasak hükmünün de yürürlükte kalmayacak olması; ama bu, inkılap kanunlarının Anayasa’nın 174. maddesiyle sağlanan genel korumasını ortadan kaldırmıyor.

HAGB ile Cezanın Ertelenmesi Arasındaki Fark

HAGB ve cezanın ertelenmesi, ikisi de sanığa ceza infazından kaçınma imkânı sunduğu için sık sık birbirine karıştırılıyor. Ama aralarında temel bir yapısal fark var:

ÖlçütHAGBCezanın Ertelenmesi
Hükmün durumuHüküm kurulmuş ama açıklanmamışHüküm kurulmuş ve açıklanmış
Denetim süresi5 yıl (18 yaş altı 3 yıl)Ceza süresine göre değişir
Adli sicile işlemeİşlemezİşler, ama özel bir usulle
Denetim süresi sonundaDava düşerCeza infaz edilmiş sayılır
Sanığın kabulü şartıVarYok

Zaten bu yüzden CMK m.231/7, aynı hükümde ikisinin birlikte uygulanamayacağını, yani HAGB kararı verilen bir hapis cezasının ayrıca ertelenemeyeceğini açıkça düzenliyor; hâkim önündeki dosyada ikisinden birini seçmek zorunda.

Hangisinin sanık için daha avantajlı olduğu, somut dosyaya göre değişiyor. HAGB’nin en büyük avantajı, denetim süresi başarıyla tamamlandığında adli sicile hiç işlememesi. Erteleme kararı ise adli sicile işliyor, ama belirli bir süre sonra bu kayıt özel bir usulle arşive alınabiliyor. Sanığın ileride kamu görevi, silah ruhsatı veya benzeri bir başvuruda “hiç mahkûmiyeti yokmuş gibi” görünmesini önemseyen bir dosyada HAGB genellikle tercih edilen taraf oluyor; ama sanık HAGB’nin gerektirdiği beş yıllık uzun denetim sürecini göze alamıyorsa veya kabul etmiyorsa, erteleme daha kısa ve öngörülebilir bir alternatif sunabiliyor.

HAGB’nin Günlük Hayata Pratik Etkileri

HAGB kararı, teoride hiçbir hukuki sonuç doğurmasa da, pratikte bazı dolaylı etkileri gündeme gelebiliyor. Bu konularda kesin ve genel bir kural vermek doğru olmaz; her biri, ilgili kurumun kendi mevzuatına ve HAGB’ye konu suçun niteliğine göre değişebilir:

  • İş başvuruları: Standart bir özel sektör iş başvurusunda istenen adli sicil belgesinde HAGB görünmez. Ama bazı kamu kurumları veya güvenlik hassasiyeti yüksek pozisyonlar, ayrı bir güvenlik soruşturması yapabiliyor; bu soruşturmalarda HAGB’ye konu olan fiilin araştırılması ihtimal dışı değil.
  • Yurt dışına çıkış: HAGB kararının kendisi otomatik bir yurt dışı çıkış yasağı getirmiyor. Ama denetim süresi içinde hâkim, denetimli serbestlik tedbiri kapsamında belli yerlere gitme yasağı gibi bir tedbire karar vermişse, bu tedbirin kapsamını dosyanızdan kontrol etmeniz gerekiyor.
  • Silah ruhsatı ve bazı meslek lisansları: Bu tür başvurularda kurumlar, adli sicil kaydının yanında ayrıca özel sorgulama yetkisine sahip olabiliyor; HAGB’ye konu suçun niteliği bu değerlendirmede rol oynayabiliyor.
  • Yabancılık ve vize başvuruları: Bazı ülkelerin vize prosedürleri, sadece Türkiye’deki genel adli sicil kaydına değil, kişinin beyanına da dayanıyor; bu durumda HAGB’nin nasıl beyan edileceği, başvuru yapılan ülkenin kendi mevzuatına bağlı bir konu.

Bu dört başlığın hepsinde ortak nokta: HAGB, genel adli sicili temizliyor, ama her özel prosedürü otomatik olarak etkilemiyor. Dosyanıza özgü bir endişeniz varsa, ilgili kurumun mevzuatını veya bir avukatı ayrıca kontrol etmeniz en güvenli yol.


Anayasa Mahkemesi’nin Kararı: Kimlik, Taraflar ve Gerekçe

Yukarıda fıkra fıkra gördüğünüz iptalin arkasındaki kararı, şimdi bir bütün olarak ele alalım.

Kararın Kimliği

Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihinde, Esas Sayısı 2024/98, Karar Sayısı 2025/149 ile karar verdi. Karar, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı. Karar, mahkeme üyelerinin oybirliğiyle alındı. AYM’nin kararı hakkındaki resmî basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Davanın Tarafları ve Konusu

Davayı açan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır ile birlikte 125 milletvekili oldu. Aynı konu, Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bakmakta olduğu bir davada itiraz yoluyla da Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi ve iki başvuru birleştirilerek incelendi.

İncelemenin konusu, 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la değiştirilen çok sayıda hükümdü. Bu, sadece HAGB’ye ilişkin dar bir düzenleme değil; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6384 sayılı Tazminat Komisyonu Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda değişiklik yapan geniş kapsamlı bir kanunun, farklı maddelerine yönelik iptal talepleri içeren bir dava. HAGB’ye ilişkin kısım, dava dilekçesinde “D” harfiyle işaretlenen bölümdü.

Bu, Aslında İkinci İptal

Kararın gerekçesinde gözden kolayca kaçabilecek ama son derece çarpıcı bir ayrıntı var: iptal edilen (5) numaralı fıkranın birinci cümlesi, aslında ilk kez iptal edilmiyor.

Aynı hüküm, daha önce Anayasa Mahkemesi’nin 1 Haziran 2023 tarihli ve E.2022/120, K.2023/107 sayılı kararıyla da iptal edilmişti. O karar, 1 Ağustos 2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanmış ve iptal hükmünün yayımdan bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişti. Yasama organı, bu bir yıllık süre içinde 7499 sayılı Kanun’la hükmü yeniden düzenlemeye çalıştı. Ama Anayasa Mahkemesi, şimdi incelediğimiz 2025 tarihli kararla, hükmün bu yeniden düzenlenmiş hâlini de anayasaya aykırı buldu. Bu, aynı düzenlemenin, aynı temel sorun nedeniyle ikinci kez anayasaya aykırı bulunduğu anlamına geliyor.

Dava Dilekçesindeki İddialar: Davacılar Ne İleri Sürdü?

Kararın “İptal Talebinin ve İtirazın Gerekçesi” başlıklı bölümü, davacıların HAGB’ye ilişkin hükümlere karşı ileri sürdüğü iddiaları özetliyor:

  • HAGB kurumunun, temel hak ve özgürlüklerin kullanımına yönelik kamu otoritelerinin sınırlayıcı ve keyfi uygulamalarının önlenmesine yönelik yeterli güvence içermediği,
  • Bu durumun, kurumun toplumsal barışın sağlanması amacıyla uyumlu olmadığı,
  • Düzenlemenin bu yönüyle kamu yararı amacına dönük olmadığı,
  • Devlete kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının kullanımı bakımından yüklenen pozitif yükümlülüğün aksine, kurallarla kamu gücü kullanan kişiler hakkında fiilî bir cezasızlık imkânının getirildiği,
  • Bu nedenle cezanın caydırıcılık etkisinin ortadan kaldırıldığı,
  • Mağdurların yönünden doğan zararların telafi edilemediği,
  • Kuralların kişilerin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği,
  • Hükmün denetlenmesini talep etme hakkıyla ve kanun önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı,
  • Anayasa Mahkemesi’nin benzer düzenlemelere ilişkin önceki iptal kararlarının gereğinin tam olarak karşılanmadığı,
  • Kuralların bu şekilde yeniden ihdas edilmesinin kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal ettiği,
  • Bu durumun milletlerarası antlaşmalarla da bağdaşmadığı.

Davacılar bu iddialarla, kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 10., 13., 17., 35., 36., 40., 90. ve 153. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdi.

AYM’nin Kabul Ettiği Asıl Gerekçe: Anayasa Madde 17

Davacılar bu kadar geniş bir madde listesine dayanmış olsa da, Anayasa Mahkemesi’nin kararında fiilen kabul ettiği ve dayandığı gerekçe tek bir maddeye dayanıyor: Anayasa’nın 17. maddesi.

Anayasa’nın 17. maddesi, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu ve kimseye işkence ile eziyet yapılamayacağını, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını güvence altına alıyor.

Kararın gerekçesindeki mantık şöyle işliyor: Anayasa’nın 17. maddesi, devlete sadece işkence ve kötü muamele yapmama şeklinde negatif bir yükümlülük değil, aynı zamanda bu tür fiilleri etkili şekilde soruşturup cezalandırma şeklinde pozitif bir usul yükümlülüğü de yüklüyor. Kararda, bu tür muamelelerin kamu görevlileri tarafından değil de üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında daha esnek davranmak mümkün iken, failin kamu görevlisi olduğu durumlarda hukuka aykırı ve son derece ciddi bir fiilin hiçbir şekilde hoş görülemeyeceğinin gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kararın kendi ifadesiyle, HAGB kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal düzenlemenin bulunmaması ve ceza mahkemelerinin uygulamalarıyla da bu sorunun çözülememesi, Anayasa’nın 17. maddesinin devlete yüklemiş olduğu usul yükümlülüğüyle bağdaşmıyor.

Kararda bu sonuç açıkça ifade ediliyor: “Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 17. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” Kararda ayrıca, kural bu madde yönünden zaten aykırı bulunduğu için, davacıların ileri sürdüğü diğer maddeler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmadığı da belirtiliyor.

Bu, önemli bir netleştirme gerektiriyor: İnternette dolaşan bazı özetlerde, iptalin “mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması” veya “istinaf yolunun kapatılması” gerekçesine dayandığı öne sürülüyor. Bu tamamen yanlış olmasa da eksik bir aktarım; AYM’nin resmî ve nihai olarak dayandığı, kararın sonuç fıkrasında açıkça yazılı olan tek madde Anayasa’nın 17. maddesi.

Bağlı Kural Doktrini: Neden Fıkra 6-14 Otomatik Gitti

Yukarıdaki fıkra-fıkra incelemede gördüğünüz gibi, (6) ile (14) arası fıkraların hiçbiri kendi içeriği nedeniyle ayrıca ve bağımsız olarak anayasaya aykırı bulunmadı. Bunların hepsi, (5) numaralı fıkranın birinci cümlesinin iptaliyle birlikte uygulanma imkânı kalmadığı için, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince bağlı kural olarak iptal edildi.

Bu ayrım, önemli bir pratik sonuç doğuruyor: yeni bir düzenleme yapılırken, yasama organının sadece Anayasa m.17’ye ilişkin sorunu (kamu görevlilerinin işkence/kötü muamele suçlarında HAGB’nin dışlanması) çözmesi teorik olarak yeterli olabilir; denetim süresi, yükümlülükler, itiraz mekanizması ve kayıt sisteminin mutlaka değiştirilmesi anayasal bir zorunluluk değil, sadece birinci cümleye bağlı oldukları için otomatik olarak sistemden çıkmış durumdalar.

Yürürlük Tarihi: 30 Eylül 2026

Anayasa Mahkemesi, iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Yayım tarihi 31 Aralık 2025 olduğuna göre, dokuz aylık sürenin sonu 30 Eylül 2026‘ya denk geliyor. Bu yazının yayımlandığı 18 Eylül 2026 tarihi itibarıyla geriye 12 gün kalıyor.

30 Eylül 2026 Sonrası: Olası Senaryolar

Senaryo 1: Yeni düzenleme 30 Eylül’den önce yasalaşır. Bu durumda HAGB, muhtemelen kamu görevlilerinin işkence/kötü muamele suçlarını kapsam dışına alan bir istisna hükmüyle ve belki de güçlendirilmiş bir itiraz veya istinaf güvencesiyle varlığını sürdürür.

Senaryo 2: Süresinde düzenleme yapılmaz. İptal edilen fıkralar (5’ten 14’e kadar) yürürlükten kalkar. Bu, geçmişte verilmiş ve kesinleşmiş HAGB kararlarını otomatik olarak geçersiz kılmaz; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümüyor. Ama yeni açılacak veya henüz karara bağlanmamış dosyalarda mahkemelerin izleyeceği yol, netlik kazanmamış durumda.

Senaryo 3: Kısmi veya geçici bir düzenleme yapılır. Yasama organı, dokuz aylık sürenin sıkışıklığı nedeniyle, sorunun tamamını çözmek yerine sadece en kritik kısmı kapsayan dar bir düzenlemeyle süreci geçici olarak idare edebilir.

12. Yargı Paketi ile Bağlantısı

12. Yargı Paketi’nde (7589 sayılı Kanun) HAGB’ye ilişkin bir düzenleme zaten var ve bu düzenleme, AYM’nin gerekçesiyle çarpıcı bir şekilde örtüşüyor. 12. Yargı Paketi kapsamında, HAGB kararına karşı artık istinaf yoluna başvurulabilmesi öngörülüyor; daha önce kapalı olan bu kanun yolu açılıyor. Daha da önemlisi, aynı düzenlemede işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele niteliğindeki suçların HAGB kapsamı dışında tutulacağı yer alıyor.

    Bu, tesadüf olamayacak kadar isabetli bir örtüşme: AYM’nin 2025 tarihli iptal kararının resmî gerekçesi tam olarak bu iki noktaya dayanıyor — kamu görevlilerinin işkence/kötü muamele suçlarında HAGB’nin dışlanmaması sorunu ve itiraz yolunun mahkemeye erişim bakımından yetersizliği. 12. Yargı Paketi, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdiğinde (yani AYM’nin 2025 kararından sonra ama 30 Eylül 2026’daki yürürlük tarihinden önce), bu iki sorunu önceden çözmüş bir düzenleme olarak karşımıza çıkıyor.

    Ancak burada temkinli olmak gerekiyor: 12. Yargı Paketi, AYM’nin kararına doğrudan yanıt olarak hazırlanmış bir düzenleme olduğunu resmî olarak belirtmiyor; bu iki gelişmeyi birbirinin doğrudan devamı gibi sunmak, elimizdeki resmî açıklamalarla henüz kanıtlanmış değil. Yine de içerik örtüşmesi, 30 Eylül 2026’da iptal edilen fıkraların yerine muhtemelen benzer bir çerçevenin yasalaşacağına işaret eden en güçlü ipucu.

    Kimleri Etkileyebilir?

    • Hâlihazırda HAGB süreci içinde olanlar: Kesinleşmiş kararlar korunuyor; ama denetim süresi içinde bir ihlal yaşanırsa uygulanacak hükümlerin akıbeti 30 Eylül sonrası netleşecek.
    • Derdest davası olup HAGB beklentisiyle hareket eden sanıklar: Mahkemenin, 30 Eylül’e yakın tarihlerde karar verecek dosyalarda nasıl bir yol izleyeceği önemli bir belirsizlik kaynağı.
    • Kamu görevlileri hakkında açılan, işkence veya kötü muamele iddiası içeren davalar: AYM’nin kararının doğrudan hedefinde olan grup bu.
    • Ceza hukuku pratiği yürüten avukatlar ve savcılar: Dokuz aylık geçiş sürecinde dikkatli bir değerlendirme gerekiyor.

    Şimdi Ne Yapılmalı?

    • Mevcut veya beklenen bir HAGB kararınız varsa, dosyanızın hangi denetim fıkralarına dayandığını ve bu fıkraların iptal kapsamında olup olmadığını netleştirin.
    • Süreci sadece “HAGB kalktı” gibi genel bir bilgiyle değil, AYM kararının hükmüyle ve yürürlük tarihiyle birlikte değerlendirin.
    • Denetim süresi içindeyseniz ve bu süreçte bir ihlal riski varsa, 30 Eylül sonrası hukuki belirsizliği göz önünde bulundurarak bir avukatla iletişime geçin.
    • Resmî olmayan kaynaklardaki kesin iddialara göre hareket etmeyin; gelişmeleri Resmî Gazete ve TBMM’nin resmî kayıtları üzerinden takip edin.

    Doğru Bilinen Yanlışlar

    “HAGB tamamen kaldırıldı, artık hiç uygulanmıyor” Yanlış. HAGB’yi düzenleyen hükümler hâlâ yürürlükte; iptal kararı ancak 30 Eylül 2026’da etkili olacak.

    “Bu, ilk kez gündeme gelen bir iptal” Yanlış. Aynı hükmün ilk cümlesi, 2023’te de bir kez iptal edilmişti (E.2022/120, K.2023/107).

    “İptal kararı geçmişteki HAGB kararlarını da geçersiz kılar” Yanlış. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümez.

    “AYM, HAGB kararına istinaf edilememesini esas alarak iptal etti” Eksik ve yanıltıcı. Kararın resmî ve nihai gerekçesi Anayasa’nın 17. maddesi. İtiraz mekanizmasının iptali, bu ana gerekçeye bağlı, ayrıca incelenmemiş bir sonuç.

    “HAGB’nin tüm şartları iptal edildi, ceza sınırı ve sabıka şartı da kalktı” Yanlış. İptal edilen fıkralar (5) ile (14) arası; maddenin temel şartlarını düzenleyen ilk dört fıkra iptal kapsamı dışında.

    “İnkılap kanunlarındaki suçlarda HAGB yasağı hiçbir zaman etkilenmeyecek” Dikkat gerektirir. Bu istisnayı düzenleyen (14) numaralı fıkra da bağlı kural olarak iptal listesinde; 30 Eylül sonrası bu yasağın da kanuni dayanağı tartışmalı hâle gelebilir.

    “Terör suçlarında HAGB asla uygulanmaz” Yanlış. 6352 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında, örgüt üyeliği ve örgüte yardım gibi bazı suçlarda diğer şartlar sağlandığında HAGB uygulanabiliyor.

    Sıkça Sorulan Sorular

    HAGB kalktı mı?

    Henüz kalkmadı. HAGB’yi düzenleyen hükümler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi, ancak bu iptal ancak 30 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek.

    HAGB’nin kaldırılmasına ne kadar süre var?

    İptal kararı, Resmî Gazete’de yayımlandığı 31 Aralık 2025’ten itibaren dokuz ay sonra, yani 30 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek.

    HAGB neden iptal edildi?

    Anayasa Mahkemesi’nin resmî gerekçesi, Anayasa’nın 17. maddesi: HAGB’nin kamu görevlilerinin işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele niteliğindeki suçlarda da ayrımsız uygulanabilmesi, devletin bu fiilleri etkili şekilde soruşturup cezalandırma yükümlülüğüyle bağdaşmıyor.

    HAGB’yi hangi mahkeme, ne zaman iptal etti?

    Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihinde, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla oybirliğiyle iptale karar verdi.

    HAGB’nin iptali ilk kez mi gerçekleşiyor?

    Hayır. Aynı hükmün ilk cümlesi, 1 Haziran 2023 tarihli ve E.2022/120, K.2023/107 sayılı kararla da bir kez iptal edilmişti.

    CMK 231’in hangi fıkraları iptal edildi?

    (5) numaralı fıkranın birinci cümlesi doğrudan; (5)’in kalan kısmı ile (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkraların tamamı bağlı kural olarak iptal edildi. İlk dört fıkra iptal kapsamı dışında.

    HAGB kararına itiraz nasıl yapılır?

    Mevcut kanun metnine göre itiraz yoluna başvurulabilir, ancak bu mekanizmayı düzenleyen fıkra da AYM’nin iptal kapsamında; süreç dosyanın özelliklerine göre bir ceza hukuku avukatıyla değerlendirilmelidir.

    HAGB’ye istinaf yolu açıldı mı?

    Şu an için hayır. 12. Yargı Paketi’nde bu yönde bir düzenleme var, ama bu ayrı bir yasal süreç.

    HAGB 5 yıl doldu, ne yapmalıyım?

    Denetim süreniz ihlalsiz tamamlandıysa, hükmün ortadan kalkması ve davanın düşmesi gerekir; bunu teyit etmek için dosyanızın bulunduğu mahkemeye başvurun.

    HAGB bozulursa ne olur?

    Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenirse veya yükümlülüklere aykırı davranılırsa, mahkeme hükmü açıklar; cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine veya ertelenmesine karar verebilir.

    HAGB af kapsamında mı?

    Hayır, HAGB bir af düzenlemesi değildir; şartlara bağlı koşullu bir bireyselleştirme kurumudur.

    HAGB sicile işler mi?

    HAGB kararları genel adli sicil kaydında görünmez; özel bir sistemde, sadece yetkili adli mercilerin erişimine açık şekilde tutulur.

    HAGB kararı memuriyete engel mi?

    Genel memuriyet başvurularında görünmez, ama güvenlik soruşturması gerektiren bazı özel kadrolarda fiilin niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir.

    Adli para cezasında HAGB uygulanır mı?

    Doğrudan hükmedilen adli para cezalarında uygulanabilir; hapisten çevrilen adli para cezasında uygulanamaz.

    Müsadere kararı HAGB kapsamında mı?

    Hayır, müsadereye ilişkin hükümler HAGB kararı askıda kalsa bile doğrudan infaz edilebilir.

    HAGB’ye itiraz için hangi tutar kesin hükümdür?

    Fıkra 12’ye göre, on beş bin Türk lirası dahil bu miktara kadar olan adli para cezalarına ilişkin HAGB kararları kesin nitelikte, itiraz yolu bile kapalı.

    Yeni bir düzenleme yapılırsa, hâlihazırda HAGB süreci içinde olanlar nasıl etkilenir?

    Bu, yeni düzenlemenin geçiş hükümlerine bağlı olacak; düzenleme yasalaştığında netleşecek.

    HAGB’de Sık Karışan Terimler: Kısa Sözlük

    • İtiraz: Genellikle aynı derece mahkemesi veya yakın bir merci tarafından, kararın sadece belirli yönlerden (usul veya sınırlı esas) incelendiği, nispeten hızlı işleyen bir kanun yolu.
    • İstinaf: Bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan, kararın hem usul hem esas yönünden daha kapsamlı incelendiği bir kanun yolu; itirazdan daha güçlü bir güvence sağlıyor.
    • Temyiz: Yargıtay tarafından yapılan, kural olarak hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı, en üst düzey kanun yolu.
    • Müsadere: Suçla ilgili eşya, kazanç veya ekonomik menfaatin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi; HAGB’nin “sonuç doğurmama” kuralının istisnası.
    • Bağlı kural (iptali): Bir hükmün iptal edilmesi nedeniyle, ona dayanan ve onsuz uygulanamaz hâle gelen başka hükümlerin de otomatik olarak iptal edilmesi; Anayasa Mahkemesi’nin sık kullandığı bir teknik.
    • Denetimli serbestlik: Sanığın veya hükümlünün, cezaevi dışında belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetlendiği bir infaz veya izleme yöntemi.

    Bu Makalenin Kaynakları

    Şeffaflık amacıyla, bu makalede kullanılan birincil kaynakları burada listeliyoruz:

    • Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararı (31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete)
    • Anayasa Mahkemesi, 1 Haziran 2023 tarihli, E.2022/120, K.2023/107 sayılı kararı (1 Ağustos 2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete)
    • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, madde 231
    • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (2 Mart 2024)
    • 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (31 Temmuz 2026)

    ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararının tam metni, Resmî Gazete kayıtları ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun güncel hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. Bu sayfa, 30 Eylül 2026’ya kadar yeni bir yasal düzenleme yapılması durumunda güncellenecektir. Dosyanıza özgü değerlendirme için bir ceza hukuku avukatından avukata sor sayfası üzerinden danışabilirsiniz.

    Bu içerik işinize yaradıysa, güncel hukuki rehberlerimize Google yapay zekâ aramalarında anında ulaşmak için bizi öncelikli kaynağınız yapabilirsiniz — tek tıklama, 5 saniye.

    DCA Hukuk'u Tercih Et →